Lütfen TEMA Vakfı Anasayfası için Tıklayınız >>>
Toprak Hakkında
Toprak ve İnsan
Toprak Dostları
Eğitimciler İçin
Çocuklar İçin
Uzmana Sorun
Sizden Gelenler
Karapınar Projesi
Toprak Etiği
Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

Toprak etiği, insanın, biyotik topluluğun “sade bir üyesi” olduğu anlayışını ifade eder. İlk defa Aldo Leopold tarafından kullanılan bir kavramdır. Aldo Leopold, çevre etiği ve doğal yaşamı koruma alanlarında 20. yüzyılın en etkili bilim insanlarındandır. Leopold, toprak etiği kavramıyla, günümüze kadar gelişen tüm etik sistemlerin sadece insan merkezli olduğunu vurgulayarak toprağı da içine alacak yeni bir etik önerir. Toprak etiğini, topluluğun sınırlarını yalnız insan değil, karaları ve suları, bitki ve hayvanları, yani tüm toprağı kucaklayacak şekilde genişletmek olarak tanımlar. Leopold, her şeyden önce, toprağa salt ekonomik değer verilmesinden vazgeçilmesi gerektiğini savunur. Ona göre, bütünüyle ekonomik nedenlere dayalı doğa koruma sistemlerinde temel bir eksiklik vardır: toprak topluluğunun üyelerinin büyük bir çoğunluğunun ekonomik değeri yoktur! Doğa korumayı ekonomik sebeplere dayandırmak ancak ekonomik açıdan faydalı türleri ve toprakları korumaya yarar. Oysa toprağın sağlıklı işleyişi için, insana faydası olsun ya da olmasın (ticari değeri olsun ya da olmasın) ekosistemin tüm unsurlarına ihtiyaç vardır. Sadece ekonomik çıkar güden bir doğa koruma sistemi, toprak topluluğu içindeki ticari değeri olmayan, ama aslında o topluluğun sağlıklı işleyebilmesi için gerekli olan unsurları göz ardı etmeye ve devre dışı bırakmaya eğilim gösterir. Bunu engellemenin tek yolu, tüm ekosistemi koruyacak daha bütüncül bir etik sisteminin ortaya çıkmasıdır.

Toprak topluluğu çok karmaşık bir sistemdir ve doğanın korunabilmesi için ilk olarak bu karmaşıklığın anlaşılması gerekir. Leopold, Toprak sisteminin işleyişini anlatmak için “toprak piramidi” terimini kullanır. Piramit katmanlardan oluşur. En alttaki katman topraktır. Toprağın üstünde bitki katmanı, bitkilerin üstünde otobur, onun üstünde de etobur katmanı vardır. Bitkiler güneşten enerji soğururlar. Bu enerji, beslenme yoluyla etoburların bulunduğu piramitin tepe noktasına varana dek canlılar arasında aktarılır. Her katmandaki tücanlılar, bir alt katmandan besin sağlar ve bir üstteki katmanın besin ihtiyacını karşılar. Buna besin zinciri denir, ve insan da dâhil tüm canlılar besin zincirlerinde bir halkadır, yani birbirine bağımlıdır. Bu nedenle, toprak piramidinin sağlıklı işleyişi, ancak piramitteki tüm öğelerin uyum içinde bir arada bulunmalarıyla mümkündür. İnsan ancak, bu karmaşık sistemi anlarsa, insan faaliyetleriyle getirilen değişikliğin çevrenin dengesinin bozulmasına yol açacağını bilir.

Toprağın bir topluluk oluşu ekolojinin temel kavramıdır, ancak toprağın sevilmesi ve sayılması etikle ilgilidir. Leopold, toprağın kötüye kullanılmasının nedenini, onun yalnızca şahsi bir mal olarak görülmesinden kaynaklandığını söyler. Hâlbuki toprak, onu oluşturan bütün öğeleriyle -insanları, kara ve su parçaları, bitki ve hayvanlarıyla- tek bir topluluktur. Yani, insan, doğadan ayrı değildir, doğanın bir parçasıdır. Bu nedenle, Leopold insanın toprağa hükmedici rolünü bırakması gerektiğini savunur. Kendini doğanın üstünde gören insanın, çevreye müdahale ederken, bilgi eksikliği yüzünden sistemin dengesini bozduğunu söyler. Leopold’e göre, bu dengenin korunması ancak etik değerlerin göz önünde bulundurulmasıyla sağlanabilir.

Leopold’a göre, toprağı ait olduğumuz bir topluluk olarak görmeye ve onunla yakın ilişki kurmaya başladığımızda onu gerçekten sevip sayabiliriz. Leopold, toprağa sevgi, saygı ve hayranlık duymadan ve toprağın değerini bilmeden toprakla insan arasında etik bir ilişkinin olamayacağını söyler. Leopold, şimdiye kadar gelişen bütün etiklerin, bireyin birbirine bağlı bölümlerden oluşmuş bir topluluğun üyesi olması esasına dayandığını” söyler. Bireyin içgüdüleri bireyi, topluluk içindeki yerini korumak için bir yarışa iter. Ancak, sahip olduğu etik anlayışı onu bu toplulukla işbirliğine de yönlendirir. Bu, bir topluluğa ait olmanın getirdiği sorumluluktur. Leopolda göre, toprak etiğiyse bireyin topluluk anlayışını, su, topraklar, bitkiler ve hayvanlar, yani toprak topluluğuna doğru genişletir.

Ve der ki:

‘Kulağa oldukça kolay geliyor: zaten marşlarımızla ulusal topraklarımıza olan sevgimizi ve sorumluluklarımızı haykır mıyor muyuz? Evet! Peki ama gerçekte neyi ve kimi seviyoruz? Elbette, umarsızca nehirdibine gönderdiğimiz toprakları değil. Elbette, türbinleri çevirmek, gemileri yüzdürmek ve lağım pisliğini uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadığını varsaydığımız suları değil. Elbette, gözümüzü bile kırpmadan topluca varlıklarına son verdiğimiz bitkileri değil. Elbette, en kalabalık ve en güzellerini çoktan yok ettiğimiz hayvan türlerini değil. Toprak etiği, elbette bu kaynakların değiştirilmesini, kullanılmasını ve yönetilmesini durduramaz, fakat doğal ortamlarında varolma haklarını teslim eder.’


TEMA Destekçiler Telif İletişim Kaynakça Teşekkür Yorumlarınız
YazılımWeb Sitesiİnternet Sitesi