Lütfen TEMA Vakfı Anasayfası için Tıklayınız >>>
Toprak Hakkında
Toprak ve İnsan
Toprak Dostları
Eğitimciler İçin
Çocuklar İçin
Uzmana Sorun
Sizden Gelenler
Karapınar Projesi
Ayın Röportajı
Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

Koray Haktanır kimdir?
 
Ziraat Yüksek Mühendisi, Toprak Bilimcisi 

1946 yılında öğretmen Perihan Haktanır ile Veteriner-Hekim Sabri Haktanır’ın 2.çocukları olarak İstanbul’da doğdu. Lisansını Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi bölümünde tamamladı. Doktorasını Ankara Üniversitesinde toprak kimyası ve enzimolojisi alanında aldı. Georg-August Üniversitesi/ Göttingen/ Almanya'da çevre kimyası ve toprak biyolojisi ve mikrobiyolojisi üzerine post-doktora yaptı. 70'li yılların sonunda döndüğü Ankara Üniversitesinde Doçentliğini ve Profesörlük unvanını aldı. Çevre kirliliği, toprak biyolojisi, çevre kimyası, toprak mikrobiyolojisi, toprak kimyası ve enzimolojisi üzerinde çalışarak 2007 yılında emekli oldu. Ankara Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürlüğü görevini de yürüten Koray Haktanır, Ankara Üniversitesi bünyesinde açılan, Türkiye'nin ilk Toprak Bilim Okulunun da kurucusu. Emekli olduktan sonra Ankara Üniversitesi Öğrenci Uyum Programı Koordinatörlüğü ve Ziraat Fakültesi Öğrenci Etkinlikleri Koordinatörlüğü görevlerini gönüllü olarak yürüttü. 

Halen aktif olarak gönüllü ve profesyonel yaşamını devam ettiren Haktanır, TEMA Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve eğitimcisi. Türkiye Çevre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı,Türkiye Toprak Bilimi Derneği Üyesi, Unesco-Tr, Yerbilimleri İhtisas Komitesi Yer Yılı Toprak Çalışma Grubu Koordinatörü, TMMOB Ziraat Mühendisleri ve Çevre Mühendisleri Odası Bilimsel faaliyetleri danışmanı ve Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği “Toprak Ekolojisi Okulu” etkinlikleri eğitimcisidir. 

Ankara Üniversitesi Açık Hava Sporları’nın kuruculuk ve 26 yıl boyunca koordinatörlüğünü de  gerçekleştirerek dağcılık, mağaracılık ve trekking gibi doğa sporları ve üniversite izcilik topluluklarının faaliyetlerini yönetmiş, Ankara Radyosunda doğa ve çevre programları yapımcılığı ve TRT için doğa belgeselleri, doğa dernek ve Vakıflarında danışmanlık ve gönüllü eğitmenlik gibi ilgi alanları bulunan Haktanır, evli ve bir kız çocuk babası.

Prof Dr. Koray Haktanır’la sohbet…

- Toprağa ilk ne zaman ve nasıl ilgi duydunuz? 
- Çocukluğumdan beri doğal ortamlara karşı ilgim vardı. Biyolojik bilimlere meraklı olmam, fakülteye giriş döneminde bütün tercihlerimin geleceğimi toprak bilimi olarak seçmeme ve o bölüme girmeme neden oldu. Ama asıl toprak sevgim, onun hakkında öğrendikçe ve düşündükçe arttı. Yani, üniversite yıllarımda. Toprak ekolojisi hakkında artan bilgiler, yer küre sistemlerinin işleyişinde toprağın nasıl bir anahtar role sahip olduğunu ortaya koydukça, bu hayranlığım da, sevgim de o denli arttı. Bahara çıkacağımız bir zaman diliminde, henüz yüksek arazilerde karlar erimemişken, çoğu zaman yaptığım gibi bir grubu doğa yürüyüşüne çıkarmıştım. Oldukça da hasta olduğumu hatırlıyorum. Öğle saatlerinde mola verdiğimizde görkemli bir kayın ağacının dibinde, karların olmadığı yere, toprağın üzerine uzandım. Üşüyeceğimi düşünmüştüm hiç de öyle olmadı, sanki beni saran, çevreleyen çok dost bir ortamdaydım. Önce gökyüzünü, sonra ağacın gövdesini uzun uzun seyrettim ilk kez görüyormuş gibi. Sonra onun canlanmasına az kaldığını, baharda gelirsem farklı göreceğimi düşünürken aklım toprağa kaydı. Orada neler oluyordu? Nasıl bir değişim içindeydi? Canlılığı nasıl destekliyordu? Duygusal bir yolculuğa çıkıp bildiklerimle hissettiklerimi kaynaştırmaya çalıştım ve bir değişim oldu bende. Sevgi olarak tanımladığım o yoğun duyguyu asıl o gün hissettiklerimle yakaladım toprak için. O sırada düşen bir yaprağı izledikten sonra bunu şiire dökmek istedim ve yazdım. İşte o an çok önemliydi toprakla olan duygusal bağımın kurulmasında.

- Bir profesör olmasaydınız ne olmak isterdiniz?  
- Belki bir doğa gezgini ve yazarı olmak isterdim. Muhteşem bir evrende, gizemlerle dolu bir kürede, bir yaşam mucizesinde yaşıyoruz. Bazı talihli bilim adamları ve seyyahların yaptıklarına özenmemek olası değil diyorum ve bunları yazına dökmek çok keyifli olurdu herhalde.

- En ilginç arazi geziniz hangisi olmuştur? Neden? 
- Dostlarımla bir çok arazi yürüyüşü yaptık. Pek öyle kolay şeyler değildi, çok uzun süreler arazide ağır bir sırt çantası ile ve çoğu zaman yetersiz besinle uzun mesafeler katettik. Çok güzel dağlarda, kanyonlarda yürüdük. Hangisinin daha ilginç olduğunu kıyaslayamıyorum, hepsi çok değerli ve çok güzeldi. Ama en sarsıcı olanı şüphesiz meslek yaşamımın başlarında yaptığım Konya Karapınar etkinliğiydi. Ellili yıllarda sorunların insan yaşamını yoğun etkilediği Karapınar yöresi rüzgar erozyonundan çölleşmişti. Değerli hocamız rahmetli Prof. Dr. İlhan Akalan ile öğrencileri oraya götürmüştük. İlk gördüklerim şoke olmama yeterli oldu. Uzayıp giden sonsuz kum eksibeleri (tepeleri) üzerinde yürürken bir zamanlar bu bölgenin yaygın hayvancılık yapılan bir bozkır olduğunu söylemek çok zordu. Bu olumsuz değişim beni çok ürkütmüş ve şaşırtmıştı. Hala o etkiyi hissederim. Sahip olduğumuz değerlerin böylesine çölleşeceğini, yok olabileceğini kavramak kolay değildi, olamadı da zaten. Bu bölge hala çevresel koşullara duyarlı ve pek çok meslektaşımın emek verdiği özel bir bölge olma niteliğini sürdürüyor. Toprak-su teşkilatı sayesinde sorun belirli bir alanda önlendi ve bir başarı öyküsüne dönüştü, fakat kaybedilenlerin bilançosunu hiç bir zaman çıkaramadık.

- Yaşadığınız en komik deneyim nedir? 
- Toprakla ilgili komik bir deneyimim yok. Ancak emekli olduktan sonra kurulmasında payım olan ve fakültemizde yer alan Toprak Bilim Okulu’na bir gün ana okulu öğrencileri gelmişti. Okulumuz aslında ilkokul 4.sınıf çocuklarının eğitim programlarına uygunluk gösterecek şekilde düzenlenmişti ve onlara göre eğitim veriliyordu. Okulun bahçesinde çocukların toprak profilini görmeleri için özel bir toprak çukuru yer alır. Ziyaretçi miniklere açıklama yapmak için onları çukura indirdik ve bir şeyler anlatmaya çalıştım. Zannederim yaşamımın en zor ama en sevimli kitlesiyle hayli güç bir zaman yaşadım. Değişik şeyleri merak etmeleri, toprakla oynamaları, kök ve böcek yuvalarını ellemeleri ve sorularını hala keyifle ama biraz da içine düştüğüm zor durumu komik bir anı olarak saklıyorum. Okulun ilk açılışında sevgili  Hayrettin Karaca’yı da o çukura indirmiştik, keşke o minikler o zaman olsaymış güzel bir etkileşim olurdu diye düşünüyorum.

- En çok tanışmak istediğiniz 5 insan? 
- Gerçekten büyük Atatürk ile tanışmak ve sohbet ortamında olabilmeyi çok arzu ederdim. Çağları aşan bir dehanın gözünden topraklarımızı konuşabilme şansı olur muydu acaba? Ne deneyim! Diğer bir kişi ise toprak bilimin öncülerinden Rus Bilim İnsanı Dokuchaev şüphesiz. Ülkemizde yetişen bir çok değerli toprak bilim insanını tanımaktan dolayı mutluyum ama Türkiye’de Toprak Bilimin Kurucusu olan Prof. Dr. Kerim Ömer Çağlar’ı hem öğrencisi hem de asistanı olarak saygı ile anmak isterim. Charles Darwin, evrim teorisi ile meşhur oldu ama onu yer solucanlarının habitatlarını gözlemlediği ve toprak oluşumuna katkıları üzerine anlamlı çalışmalar yaptığı için merak eder ve tanışmak isterdim. 

- Hayatınızda, bugün olduğunuz kişi olmanızda en büyük etkisi olan şey nedir?  
- Bilim insanı olarak yönlenmemde ailemin düşünsel yol göstermesini önemli buluyorum. Sonrası merak ve öğrenme isteği. Konuyla ilgili çalışan büyüklerim, arkadaşlarım mutlaka dağarcığıma çok önemli bilgisel ve deneyimsel katkılarda bulundular. İnsan tek başına gelişemez ama iyi insanlar ve bilge kişiler her zaman çok önemlidir.

- Toprak deyince aklınıza gelen ilk 5 kelime nedir? 
- Doğa, yaşam, varlık, güvence, mutluluk. 

- Toprak konusunu öğrenmeye yeni başlayan biri olsaydınız nereden başlardınız? 
- Doğada toprakları ve toprak yaşamını gözleyerek başlardım. Gözlemek çok önemli. Bir çok düşünür ve araştırmacı gözlem yetenekleri sayesinde toprakların diğer unsurlar ile olan bağıntılarını yakalayabilmişler. Bu kazanım aynı zamanda onlarda, karşılaştıkları bu muazzam sisteme karşı hayranlık ve saygı duymalarına neden olmuş. Bir varlığa bu şekilde yaklaşırsanız, onun hakkında bilgi toplamaya da başlarsınız ve taşlar yerine oturmaya başlar. 

- Sizce toprakla ilgili en önemli konu nedir? 
- Arazi bozulmasıdır. Bu kavramın içinde değerli toprakların yok olması, erozyonla aşınma, nitelik yitmesi ve amaçları dışında kullanılması yer alır. Ama bunlar teknik kavram ve sorunlardır. Bunları bir yana bırakırsak asıl önemli konu, her düzeydeki insanımızın toprakla ilgili konuların ciddiyetini kavrayamamış ve yeterli bilgi ve düşünceye ulaşamamış olmasıdır derim.

- Dünya’da toprakla ilgili eğilimler nedir? Türkiye bu eğilimleri takip edebiliyor mu? 
- Bütün dünyada toprak varlığının yaşam için ne denli öneme sahip olduğu artık biliniyor. Toprağın çağdaş bilgi sistemi içinde haritalanması ve bütün arazi kullanımlarının bu haritalar ışığında yapılması gerekir. Bu konuda ülkemizde üniversiteler ölçeğinde güzel çalışmalar varsa da, ülkemizi kapsayan detaylı toprak haritaları henüz tamamlanamadı ne yazık ki. Kalkınma için gerekli altyapı yatırımlarında bu nedenle toprak bilgisi ihmal ediliyor. Dünyada ayrıca iklim değişikliğine karşı mücadele ve sürdürülebilir bir yaşam için gerekli olan toprak yönetimlerinin uygulamaları hız kazanmış durumda. Bizdeyse, bilimsel ve teknik olarak bu gelişmeler şu an için yalnızca izleniyor. Henüz, kurumsal ve toplumsal yaygınlığa ulaşamadık.      

- Sizce Türkiye’de toprakla ilgili eksikler neler? 
- Kurumsal açıklığın giderilmesi ve toprak bilimi alanında eğitim alan kişiler için özendirici koşulların sağlanması gerekir. Ülkemiz için çok önemli olan ve bir çok ülkenin tamamlamış olduğu detaylı toprak haritalama çalışmalarının hızlı ve doğru bir şekilde hazırlandırılması gerek. Tarım ve çayır-mera alanlarının niteliğini arttırmak, toprak kullananların eğitimini sağlamak için gerekli olan süreçlerin de hızlandırılması ve güçlendirilmesi gerekli. Özellikle çiftçilerin toprak bilgisi arttırılmalı ve onlara toprakların korunması için nasıl üretim yapmaları gerektiği öğretilmeli.

- Toprak için ilk yapılması gereken (ya da alınması gereken önlem) nedir? 
- Erozyon ülkemizde çok yaygın ve şiddetli bir sorun olmakla birlikte gördüğüm kadarıyla tarım alanlarında bu konuda yeterli ve bilinçli uygulama yok. Erozyon kadar yaygın olmamakla birlikte 1.sınıf tarım topraklarında tuğla ve kiremit yapmak için verimli toprak katmanlarının kullanılması çok dehşet verici bir durumdur. Ne yazık ki kurumsal yapı bu tür  bir süreci ortadan kaldırmak için çok yetersiz görünüyor. Bunların yanında toprak kalitesinin korunamaması da gelecekte çok önemli besin üretim sorunları doğuracağa benziyor. 

- Türkiye’de toprakla ilgili bir belgesel yapılsa, bu belgeseli kimin ya da kimlerin sunmasını isterdiniz?
- Zor bir soru. Güzel bir anlatım için konuya biraz gönül vermiş bir tiyatro sanatçısı olsa hem anlatım hem de ilgi çekme bakımından güzel ama klasik bir yaklaşım olur. Ama bir Gelengi (Anadolu Yer Sincabı) çok güzel bir sunucu olurdu doğrusu veya artık sadece değerli botanik hocamız rahmetli Hikmet Birand’ın yazımlarında kalmış olan “Dikmen Alıcı’nın” söyleşisi belki de. Ama böyle bir belgeselde mutlaka çocuk gözünden bakışlara çok gereksinim var derim, sonuçta yine onlara emanet edeceğiz ne de olsa. 
TEMA Destekçiler Telif İletişim Kaynakça Teşekkür Yorumlarınız
YazılımWeb Sitesiİnternet Sitesi